25 Aralık 2016 Pazar

Çekiliş: Büyülü Ayraç 4 Yaşında!

159 yorum:

Herkese merhaba, çekiliş yazımı bir iki gün gecikmeli de olsa paylaşıyorum. Blogumun dört senesi dolmuşken güzel bir çekiliş yapmak istedim. Kazanan kişiye Can Yayınları'ndan çıkan 10 kitaplık Gotik Edebiyat Seti'ni hediye edeceğim. Hatta içinde okumadığım 7 kitap olduğu için bu bahaneyle bir tane de kendime almayı planlıyorum. =)
Çekilişle hediye edeceğim kitaplar şöyle:

Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi 
Gece Tabloları
Undine
Hayaletgören
Sardinya Efsaneleri
Otranto Şatosu
Böcek
Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ve Diğer Fantastik Öyküler
Carmilla
Baskerville'nin Köpeği

Çekilişe katılmak için hemen altta paylaşacağım Rafflecopter adımlarını takip etmeniz yeterli. Tek şartım blogumu takip etmeniz ve mail adresinizi yorum olarak bırakmanız. Ardından açılacak diğer seçenekler ise size ek hak sağlayacak. Paylaşımları her gün yaparsanız her gün ek hak kazanacaksınız. 

Çekiliş 15 ocakta bitecek, gönderimi herhangi bir kitap alışveriş sitesinden kazananın adresine yapacağım. Katılım Türkiye dışı için geçerli değildir. Son olarak, mail adresinizi yorum atarken 2016'da okuduğunuz favori kitabınızı / kitaplarınızı yazarsanız çok sevinirim. =) Katılımla alakalı sorunuz olursa iletişim adresimden ulaşabilirsiniz. 


a Rafflecopter giveaway

20 Aralık 2016 Salı

Büyülü Ayraç'ın 4. Yıl Dönümü

24 yorum:

Blogum birkaç gün önce 4. yılını doldurdu. Yazmaya başladığım ilk günden bu yana güzel dostluklar edindiğim, yeni kitaplar keşfettiğim ve bu kitapları güzel dostlarla paylaşarak okuduğum için çok mutluyum. Büyülü Ayraç'ı okuyan ve destekleyen herkese çok teşekkür ederim. :) Kısmet olursa uzun yıllar boyunca blogumda yazmaya devam etmek istiyorum. Üniversiteye başladığımda açtığım bloga şimdi mezun biri olarak yazıyorum. Dört sene gençlik döneminde önemli bir zaman. Genel olarak kitaplarla alakalı paylaşım yapsam da eski bir yazımı okuduğumda o sıralar hayatımda neler olduğunu hatırlayabiliyorum. Yani aslında Büyülü Ayraç benim bir nevi hayat arşivim. O yüzden hayatımdaki yeri çok büyük. ^^ Bu arada yazıyı tam gününde koymak istedim ama son bir iki haftadır ülke olarak kötü şeyler yaşadık. Onca acının ortasında doğum günü yazısı koymak içimden gelmedi. 2016 çok zor bir yıldı, umarım 2017 çok daha güzel olur. 

Blogumu takip eden herkese tekrar teşekkürler. Geçen sene olduğu gibi bu sene de yıl dönümü için bir çekiliş yapmak istiyorum. Gotik edebiyata olan ilgimi daha çok paylaşabilmek adına çekilişte Can Yayınları'nın Gotik Edebiyat Seti'ni hediye etmek istiyorum. ^.^ Seti kendime de alacağım, içinde okumadığım kitaplar var. =) Fazla olanları instagram hesabımdan hediye etmeyi planlıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, dördüncü yıl için başka kitaplar öneren olursa dikkate alacağım. Çekiliş yazısı sanırım cuma ya da cumartesi günü blogumda olur. Birlikte nice dördüncü yıllarımız olsun, herkese iyi akşamlar. =)

15 Aralık 2016 Perşembe

Depo Kitap Festivali

27 yorum:

Herkese merhaba, dün İstiklal Caddesi - Demirören Avm'deki Depo Kitap Festivalindeydim. Onca sahaf festivalini, tüyapları kaçırdıktan sonra 2016 bitmeden bir kitap fuarına gitme ihtiyacı duydum sanırım. Maddi - manevi toplu kitap alma havamda değildim ama iyi indirimler olduğunu duyunca öylesine bir liste yapmaya başladım. Liste yaptıkça heveslendim, anladım ki elden kitap almayı özlemişim. =) 
Depo Kitap Festivali hakkındaki genel görüşüm küçük ama görülmeye değer olduğu yönünde. Fazla stant olmadığı için 3 kez turladık, tekrar tekrar baktık kitaplara. Aklımızda yeni çıkanlar vardı ama çoğu yayınevi çok satmayan, ya da eski olan kitaplarını getirmiş. Ama eskilerden eksiklerinizi tamamlamak isterseniz seçenekler mevcut. Fuarda her yayınevi %50 indirim uygulamamış, kimisi hem yeni hem eski kitaplarını getirmiş, yenilere daha az indirim koymuş mesela. Tüm kitapları yarı fiyatına olanlar da vardı. İndirim mevzusundan aldığım kitapları anlatırken daha detaylı bahsedeceğim.
Fuara hafta içi erken saatte gittiğimizden midir bilmiyorum ama baya sakindi. İlk başta nereye bakacağımızı şaşırdık, bir süre boş boş dolandık. Birkaç kişiden sandıklar üstündeki kitapların rahatsız edici durduğunu duymuştum. Beni rahatsız etmedi, kitaplar yere çok yakın değildi zaten. Dolaşırken April Yayıncılık'a gelince ilk kitaplarımı buradan aldım. Kurt Vonnegut okumayı uzun zamandır istiyordum ama hep ertelemiştim. Mezbaha No. 5 ve Kedi Beşiği yazarın en çok merak ettiğim kitaplarıydı. İkisini %50 indirimle aldım. Hatta bugün Mezbaha No. 5'e başlayacağım. Çıkmaya yakın standa tekrar uğrayıp annem için Eve Dönüş Şarkısı'nı seçtim. Cam Çocuk'tan sonra yeni bir Jodi Picoult kitabı istiyorduk, festival vesilesiyle almış oldum. Onun da fiyatı 25'den 15'e düştü.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Blogger'ın Yeni Paneli Çok Kötü Olmuş

14 yorum:
Sizce de öyle değil mi? Yeni paneli gördüğümde çok şaşırdım. Eskisinde her bilgiyi aynı anda görebileceğimiz temiz bir ana sayfa vardı. Şimdi her şeyi yandaki listeden ayrı ayrı tıklayarak görebiliyorum. Eski haline dönmesi için geri bildirim gönderdim ama takacaklarını sanmıyorum. -_- Yeni panelin nesi kullanışlı anlamadım. Özellikle denetlenmeyi bekleyen yorumları görememek ve takip ettiğim blogları sadece okuyucu listesinden görebilmek sinirimi bozdu. Evet altı üstü yandan tıklayıp açıyorum ama eskiden direkt ana sayfada hepsi çıkıyordu. Şimdi niye parçalara böldüler ki? Eğer siz de bloggerın yeni versiyonunu beğenmediyseniz lütfen geri bildirim gönderin. Belki bir ihtimal kullanıcı fikirlerine önem verip eski versiyona dönerler. 

29 Kasım 2016 Salı

Watchmen - Alan Moore / Dave Gibbons // Yorum

2 yorum:

Çok fazla çizgi-roman okumuyorum. Okumak istediğim fazlasıyla kitap varken çizgi-romanları zaman kaybı olarak gördüğüm için elim gitmedi bir türlü. En azından eskiden böyle düşünüyordum. Göz önünde olan popüler karakterlerin ötesine bakınca çok kaliteli çizgi-romanlar olduğunu keşfettim. Elimde Yalınayak Gen'in ilk iki cilti var mesela, Hiroşima'ya atılan bombanın hikayesini anlatıyor. Bunun dışında Karanlık Güzel, Güngezgini ve Ghost'u  okumak istiyorum. Sizin de beğenerek okuduğunuz çizgi-romanlar varsa yorum bırakırsanız sevinirim.  

Watchmen'in çizgi-romanını okumadan önce filmini izlemiştim. Bu yüzden okurken neler olacağını biliyordum. Bu durum okuma isteğimi hiç etkilemedi, zaten çizgi -roman filmine kıyasla çok daha dolu. Karanlık bir atmosferi var Watchmen'in, üçüncü dünya savaşının eşiğinde olunan zamanlar. Renkler bile kendi renginden ziyade griyi göstermek istiyormuş hissi veriyor. Süperkahramanların çağı sona ermiş. "Kim gözleyecek gözcüleri?" mottosuyla yola çıkılarak süper- kahramanlığı yasaklamışlar. Watchmen dağıldıktan sonra üyelerinin sırada yaşamları, karakter analizleriyle birlikte okuyucunun karşısına çıkıyor. 

Watchmen için kıyamete saatler kala senaryosu diyebilirim. Her bölümün başında giderek ilerleyen bir saat var. Korku ve panik bu saat ilerledikçe artıyor. Günü kurtarması için ihtiyaç duyulan süper - kahramanlar yok. Sadece geçirdiği evrim ile insanüstü bir varlığa dönüşen Dr. Manhattan var ki kendisi insanlık için bir muamma. Watchmen'in en derin karakteri Dr. Manhattan olabilir. Belki de çoğumuz onun düşüncelerini bilerek anlamak istemeyiz. Ufuk açan konuşmalarıyla Dr. Manhattan'ın - ya da ilk ismiyle Jon'un - olduğu kareler Watchmen'in en önemli temel taşlarından biri. Onun dışındaki kilit karakterlerden biri de Rorschah. Kendi ahlak anlayışı ve doğrularına göre yaşayan biri. Rorschah toplumun dışına itilmiş bir anti - süperkahraman. Kitabın karanlık atmosferine en çok katkı sağlayan karakter olduğunu düşünüyorum. 


Watchmen okuyucuyu cafcaflı süper-kahraman dünyasından koparıp gerçekçi olanı gösteriyor. Kendi kostümünü ve namını oluşturan herkesin süperkahraman olabildiği bu evrende mutlu sonlar ya da insanlığa hizmet etmek için hazır bekleyen, doğaüstü güçlere sahip kahramanlar yok. İnsanın dünyaya bakış açısını değiştiriyor dediğimiz eserlerden biri. Ayrıca Rorschach's Diary kısmını her okuduğumda aklımda Rorschah'ın boğuk sesi belirdi. İzlemediyseniz filmine de mutlaka bakın derim. Herkese iyi akşamlar. 

13 Kasım 2016 Pazar

Tüyap Kitap Fuarı'ndan Ne Alsak?

12 yorum:
İstanbul Tüyap Kitap Fuarı dün başladı. Geçen sene ve ondan önceki sene olduğu gibi bu sene de fuara gitmeyeceğim. Evde okunmayı bekleyen çok fazla kitabım var ve fuara gidersem bir iki kitapla dönmeyeceğimi biliyorum. :D Tüketim çılgınlığı varsın kitaptan olsun ama bu seferlik kendime dur diyeceğim. Ayrıca yol gözümde büyüyor, metrobüsle o kadar kitabı taşımak kolay değil. Birkaç yayınevi hariç aman aman bir indirim de olmuyor. Tüm bu sebepler birleşince fuara gitmekten soğuyorum. Gidenlerin paylaşımlarına zevkle bakıyorum orası ayrı tabii. =))

Fuara henüz gitmediyseniz ve kitap listenizde eksikler varsa size birkaç kitap önerim olacak. Kimisini okudum, kimisi yeni çıktı ve çok merak ediyorum. 

İlk önerim yeni çıkan ve Avatar Son Hava Bükücü'ye olan benzerliğiyle dikkat çeken Hava Uyanıyor. Avatar'ı çok seviyorum, kitabı okuyanlar da beğenmiş. Önümüzdeki ay kitap siparişi verirken Hava Uyanıyor'u mutlaka alacağım. 
Solaris İmparatorluğu, başkenti birleştirmeye bir zafer uzağındaydı ve nadir görülen büyüsel bir yakınlığın sahibi, on yedi yaşındaki kütüphaneci çırağı Vhalla Yarl savaşın seyrini değiştirebilirdi. 
Vhalla, Büyücüler Kulesi'ndeki gizemli büyü topluluğundan uzak durması gerektiğini bilerek büyümüştü ve kitapların sessiz dünyasında oldukça mutluydu. Ancak farkına varmadan, gelmiş geçmiş en büyük büyücülerden biri olan Prens Aldrik'in hayatını kurtardıktan sonra, yavaş yavaş onun dünyasına doğru çekildiğini hissediyordu. Şimdi önünde vermesi gereken zor bir karar vardı: Ya büyüsünü kabul edip bildiği hayatı terk edecek ya da büyücülükten defedilip eski haline dönecekti. Gölgelerde dolanan kudretli güçlerle birlikte, Vhalla'nın kararsızlığı ona sandığından çok daha fazlasına mal olacaktı.

Manga okumayı seviyorsanız çok severek okuğum Vampire Knight Serisi'ni fuardan alabilirsiniz. Arkadaş Kitabevi standında bulabileceğiniz seriyi okurken bloguma bir yazı girmiştim, bakmak isterseniz buraya tık tık
Ayrıca Arkadaş Kitabevi standında çok güzel Death Notelu, Vampire Knightlı ayraçlar var. Gidenler bana da getirse şahane olurdu. *.* 

Watchmen'in çizgi romanı İthaki Yayınları baskısıyla yeniden satışta. İnternetten ön siparişini verdim, kısmetse yarın elimde olacak. İlknokta'da %27 indirimle satılıyor, standa getirmişlerse üç aşağı beş yukarı aynı fiyattadır. 40 - 45 tl arası bir şey. Watchmen'in filmini çok beğenmiştim, eminim çizgi romanı daha güzeldir. İzlemediyseniz mutlaka izleyin, okumadıysanız gelin beraber okuyalım. ^.^


KİM GÖZLEYECEK GÖZCÜLERİ?

Seksenli yılların ortasında Alan Moore ve Dave Gibbons, çizgi roman tarihini kökten değiştiren ve popüler kültürün çizgi roman algısını yeni baştan yazan eşsiz bir eser yarattılar: WATCHMEN. Sıklıkla çizgi romanların ciddiye alınmasını sağlayan ilk eser olduğu söylenen WATCHMEN, süper kahramanların çok yönlülüğünü, psikolojik karakter derinliğini olabilecek en gerçekçi biçimde yansıtan yegâne eser.Amerikalı süper kahramanların varlığının bile tarihe farklı bir yön verdiği bir dünyada, Amerika Vietnam Savaşı’nı kazanmıştır, Nixon hâlâ başkandır ve Soğuk Savaş devam etmektedir. WATCHMEN bir cinayet öyküsü olarak başlasa da kısa sürede tüm gezegeni ilgilendiren bir komplonun izleri ortaya çıkar. Nihayetinde, tekrar bir araya gelmiş bu kahramanlar –Rorscach, Gece Kuşu, İpek Hayalet, Dr. Manhattan ve Ozymandias–s inançlarının sınırlarını zorlamak ve iyi ile kötünün çizgisinin nereye çizileceğini kendilerine sormak zorunda kalacaklardır. Bu edisyonda, eserin yaratılış sürecindeki daha önce yayınlanmamış çizim taslakları ve çizer Dave Gibbons’ın yeni önsözü de metinlere eşlik ediyor.

Günümüz fantastik ve bilim - kurgu edebiyatının en önemli yazarlarından Ursula Le Guin'in Yerdeniz Serisi bir diğer önerim. Metis Yayınevi fuar boyunca serileri set halinde uygun fiyata satıyor. Fuardan alabileceğiniz en güzel kitaplardan biri bence.

"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yışımda tamamladım -ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek." 
-Ursula K. Le Guin




Bunların dışında Martı Yayınları'nın kitaplarına mutlaka bakın derim.  Kurtlara Söyle Eve Döndüm gibi şahane bir kitabı 10tl'ye alabilirsiniz. Ciltli kitapları 15 tl oluyordu. Go! Kitap'ın tüm kitapları fuar boyunca 12 tl. İnternetten daha ucuza bulabileceğiniz kitapları fuardan almayın bence. Sahaf kısmı varsa sahafları dolaşın, kitaplarla dolu bir fuarda olmanın tadını çıkarın. =)

 Az ama öz kitap önermeye çalıştım, umarım yardımcı olmuşumdur. Sizin de önerilerini varsa lütfen paylaşın, herkese mutlu günler. 

11 Kasım 2016 Cuma

Aylak Adam - Yusuf Atılgan / Kitap Yorumu

12 yorum:

Adı bile yok, ona sadece C. demiş Yusuf Atılgan. C. bir aylak, babasından kalan geliriyle yaşıyor. Çalışmıyor musun diyenlere, "Aylağım ben, çalıntı parayla yaşıyorum." cevabını veriyor. Melankoli yüklü bir karakter. Sokakları sanki aradığını her an bulacakmış gibi bir istekle dolaşıyor. Arayışı olmasa yaşama isteği de olmayacak muhtemelen. 
Aylak Adam Türk Edebiyatı'nın en popüler kitaplarından biri. Çok okunuyor, alıntıları paylaşılıyor. Okuyucuları genel olarak derinden etkilemiş, insanlar kitapta kendinden çok şey buluyor çünkü. Yine de kitabın popüler kültürün içinde şişirildiğini düşünüyorum. Eğer C. çevremizden biri olsaydı eminim onu çok sinir bozucu bulurduk. Parasıyla her şeyi yaptırabileceğini düşünüyor, yer yer kabalaşıyor hatta. Tahammülsüz biri ve daimi melankolik. Kısacık kitabı uzatan bir ruh hali var. Adeta cümleleri genişletiyor. Kitap ilerledikçe baba parasıyla geçinen birinin aylak biriyim ben heheheh diye dolaşmasından rahatsız oldum. Oraya buraya savuracak parası olmayan bir aylak okusaydık o zaman C.'ye hak verirdim. 

Kitapta çok sık geçmeyen bir karakter daha var. Onun da adı B. C.'den ziyade B.'yi sevdim, birbirlerine benziyorlardı ama B. daha samimi geldi bana. C.'nin aradığı kişi oydu belki de, okuyup siz karar verin. 

Aylak Adam değişik bir tat. Ama kesinlikle abartıldığı kadar iyi değil. Avrupalı gibi yaşayan, anadolu kökenli zengin ailelerin zengin çocuklarının buhranlarını okumak bir süre sonra düşündürücü olmaktan çıkıp boğucu bir hal alıyor. E banane senin burjuva travmalarından diyesi geliyor insanın. Sonuç olarak kısacık bir kitap zaten, her türlü okunur. Az çok bir şeyler kattığını hisseder kapatırsınız kitabı. 

8 Kasım 2016 Salı

Doctor Strange

4 yorum:

Doctor Strange geçtiğimiz cuma vizyona girdi. Film hakkında fragmanından edindiğim bilgi dışında hiçbir şey bilmiyordum. Çizgi - romanı varmış, okumadım. Beklentiyle gittiğim de söylenemez. Arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirme amaçlı izledik. Siz de bu düşünceyle izlerseniz memnun kalırsınız diye düşünüyorum. Oyuncu kadrosu için dahi sinemada izlenebilecek bir film. Tilda Swinton kadim sanatlarla ustalamış gizemli bir büyücü mü desem, majisyen mi desem neyse büyücüyü canlandırıyor. :D Benedict  Cumberbatch ise başarılı bir doktorken bir şeylerin ters gitmesi ile kendini büyücülerin dünyasında bulan Doctor Strange rolünde. Rachel McAdams, Chiwetel Ejiofor gibi iyi oyuncular da kadroda. Mads Mikkelsen zaten benim açımdan filmin en önemli ismi. Oyuncuların bu kadar sağlam olduğu bir kadroyla daha iyi bir film çıkabilirmiş aslında. Konu genel olarak havada kalmış. Eski öğretilerle uğraşan, dünyanın dengesini koruduklarını söyleyen bir grup insan var. Önemli bir konumdalar ama izleyiciye bunu aktaramamışlar. Doctor Strange'in büyüleri iki dakikada öğrenmesi, ustanın hiç tanımadığı birine büyük sırları tak diye göstermesi vs. çok yavan olmuş. Oyuncuların hepsi çocuk olsa, film gençlik - çocuk filmi tadında olsa sırıtmazdı belki. Bunu düşünürken aklıma Karate Kid geldi. Başroldeki çocuk dövüş sanatında ustalaşmak için deliler gibi uğraşmıştı. Doctor Strange de o özen yoktu. Spoiler olacağı için filmin ilerleyen kısımlarına ait olmayan sahnelerden çok bahsetmeyeceğim. 

Son zamanlarda çıkan Süper Kahraman filmlerinde işin içine komedi katıp kalite arayan izleyiciyi değil eğlence arayan izleyiciyi etkilemeye çalışıyorlar. Captain America: Civil War ve Suicide Squad da öyleydi. Fena değildi, izlersiniz güldürüyor deyip geçiyoruz. Büyük bir kesim ise  fazlasıyla memnun kalıyor, çok komikti güldürdü Jared Leto Joker olmuş çok tatlı ya diyorlar vs. Captain America da Spider Man'e gülmüştük, film yeni başlıyor herhalde dediğim an tak diye bitmişti. Doctor Strange'in yönetmeni Scott Derrickson imiş. Kendisini daha önce korku filmlerinde yönetmenlik, senaristlik yapmış, ismini duyduğum biri değil. C. Robert Cargil, Jon Spaihts ve Derrickson beraber senaryoyu paylaşmışlar. Ayrıca Spaihts daha önce  Prometheus filminin senaristliğini yapmış. Stan Lee'nin film senaryosuna sokmamışlar galiba. Marvel bunlara parayı basıp hadi ortaya popüler kültüre uygun bir film çıkartın demiş gibi bir senaryo olmuş. Ama izleniyor mu, izleniyor. Mutlaka sinemada görülmeli diyemem. Görsel efektleri büyücü kalkanları ve tuhaf şekillere sokulan boyutlardan ibaret. Sadece oyuncu kadrosu için harika diyorum. 

Umarım Marvel'ın da DC'nin de önümüzdeki filmleri daha başarılı olur. Süreyi uzatıp konuyu derinleştirseler ortaya komediyle karışık harika filmler çıkabilir. Watchmen düzeyinde bir şeyler izlemek istiyoruz artık. *-* Siz Doctor Strange'i izlediniz mi, nasıl buldunuz? Görüşlerinizi benimle paylaşın, herkese iyi günler!


29 Ekim 2016 Cumartesi

Buradayım - Clélie Avit / Kitap Yorumu

4 yorum:

Herkese merhaba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! :) Hep birlikte nice 93 yıllarımız olsun. ^.^ Dün instagram hesabımdan birkaç kitap paylaşıp hangisini okusam diye sormuştum. Buradayım da fotoğraftaydı ama pek aklımda yoktu. Yorumlardan gelen bir öneri üzerine kitabı elime aldım ve nasıl başlıyor diye bakmak için ilk cümlesini okudum. Kitapların ilk cümlelerini çok önemsiyorum diyemem ama ilgi çeken bir başlangıç klasik bir girişten daha iyidir tabii. Buradayım'a başlamamı sağlayan şey ilk cümleleri oldu.

"Üşüyorum. Açım. Korkuyorum. Bunları Hissediyor Olmalıyım. Yirmi haftadır komadayım..."

Diye başlayıp devam ediyor. Dağ tırmanışında kaza geçirip komaya giren Elsa etrafındaki sesleri duyuyor ama tepki veremiyor. Aynı hastanede Thibault'un erkek kardeşi yatıyor. Tesadüfen Elsa'nın odasına giren Thibault komadaki kadınla ilgilendikçe ikisinin arasında duygusal bir bağ oluşmaya başlıyor. Daha önce komadaki insanlarla alakalı hiç kitap okumadım. Sesleri işittiklerine dair bir bilgim vardı ama gerçek mi değil mi bilmiyorum. Elsa'nın durumu bana uyku felci geçirdiğim zamanları hatırlattı. Zihin uyanık, sesleri duyabiliyorsun ama hareket edemiyorsun. İşin kötü tarafı uyku felcinde genellikle nefessiz kalıyormuşsunuz gibi bir his oluyor. Onun verdiği gerginlikle panik oluyorsunuz ve bu durum kalp krizine kadar gidebiliyor. Konudan bağımsız bilgi olacak ama uyku felci geçirmek istemiyorsanız dolu mideyle uyumayın. Ayrıca yorgun hissetmiyorsanız öğlen uykusuna yatmayın. Gerçekten kötü bir deneyim, düşündükçe geriliyorum. *-*

Buradayım'ın edebi açıdan pek bir değeri yok. Dolu dolu bir kitap değil ama kafa dinlendirmek, hoşça vakit geçirmek için çok iyi bir seçim. Sade cümlelerle konu hızlı bir şekilde ilerliyor. Kitap okuyamadığınız bir dönemdeyseniz Buradayım'a bakın derim. Kitapla ilgili tek keşkem sonunun aceleye getirilmiş olması. Bendeki kitabın sayfası mı eksik acaba diye düşündüm hatta. :D Yine de bir buçuk günde bitirdiğim kitaptan memnun kaldım. Kitabın edebi değeri yok demiştim ama mutlu bir şekilde kapattığımız her kitap bize bir şeyler katıyor aslında. :) Pozitif ve mutlu geçireceğimiz bir haftasonu olsun, herkese iyi günler. ^.^

25 Ekim 2016 Salı

Halloween İçin Kitap - Film - Dizi Önerileri

10 yorum:
Ekim ayının en mistik günlerindeyiz. ^.^ Cadılar Bayramı - Halloween haftasını seviyorum. Takip ettiğim paranormal diziler bu haftaya özgü bölümler çıkarıyor, Instagram ana sayfam hayalet hikayeleriyle alakalı kitaplarla dolu. Çoğu yabancı kitapseverlerden, dolayısıyla kitapların hepsinin dilimize çevirisi yok. Yine de ilerde okumak için hoşuma gidenleri not alıyorum. :) 31 Ekim şu an popüler kültürün bir parçası haline gelmiş olsa da kökeni eski pagan inanışlarına dayanıyor. Günün asıl adı Samhain. Ekim ayının bu zamanında ölüler ve yaşayanlar arasındaki perdenin inceldiğine ve iki dünyanın birleştiğine inanılıyor. İnsanlar diğer tarafların halklarından (periler, hayaletler vs.) gizlenmek için maskeler takarlar, kötü ruhların evin içine girmemesi için kapı önlerine yiyecekler koyarlarmış. Yani şimdiki gibi eğlence içinde geçen bir gece değilmiş bu durum. :3 


Neler olduğu hakkında kısaca bilgi verdiğime göre önerilerime geçebilirim. Gotik - romantik, biraz da korku içeren kitap - dizi - filmler cadılar bayramı temasına çok yakışıyorlar. Bu türlerdeki yapıtları çok seviyorum o yüzden sadece Halloween için önermiyorum. Özellikle havanın soğuk olduğu her zaman keyifle okunup - izlenebilirler. ^.^ 

Film dizi önerileriyle başlayayım. Hayalet hikayelerini seviyorsanız Crimson Peak'e bakabilirsiniz. Guillermo Del Toro tarafından yönetilen filmi gotik - romantik seven herkesin beğeneceğini düşünüyorum. Bir tık daha korkunç olsun, korku filmi izlemek istiyorum diyenlere Guillermo Del Toro'nun yapımcılığını üstlendiği  El Orfanato - Yetimhane filmini tavsiye ederim. Gerilim - korku türünde olsa da hüzünlü bir alt konusu var. Üstelik gece uyumaya engel olacak kadar korkunç değil. Genelde korku filmi fragmanlarından dahi rahatsız oluyorum. Bu yüzden açtığım bir korku filmini çok merak etsem bile huzursuz izliyorum, zevk alamıyorum. Yetimhane'yi ise sorunsuz izlemiştim, benim gibiyseniz çekinmeden açabilirsiniz. 
Yetimhane'den bir sahne, bu çocuktan biraz korkmuştum heheh 
La Belle et La Bete (2014) en sevdiğim Güzel ve Çirkin uyarlaması. Atmosfer, konunun ele alınış tarzı, Canavar'ın kostümü vb. aklıma gelen her şey klasik hikayeden çok daha karanlık ve gotik olmuş. Orjinal hikayeye birkaç detay ekleyip hüzünlü bir peri masalına dönüştürmüşler. Ayrıca Fransız yapımı olması ve dilinin Fransızca olması güzeldi, dilin tınısını seviyorum. Gotik - romantik severlere bir diğer önerim de bu film. olsun. ^.^


American Horror Story geçen seneki Hotel fiyaskosundan sonra evrim geçirerek geri döndü. AHS - My Roanoke Nightmare bu yazımın en korkunç önerisi olabilir. :D Televizyon şovu temasıyla işlenen sezon, kırsalda büyük bir çiftlik evi arazisinde geçen olayları konu alıyor. Bölgede yaşayan ruhlar, evde ölenlerin ruhları derken etraf hayalet dolu. Bazı sahneleri mide bulandıracak derecede vahşet içerdiği için rahatsız oldum ama konusu güzel, oyuncular tanıdık olduğu için izlettiriyor. Daha önce American Horror Story izlemediyseniz ilk sezonundan başlayın derim. Genellikle her sezonun 31 ekimle uyumlu bir bölümü oluyor. Halloween önerilerime en çok uyan dizi kesinlikle AHS. :3

Bunların dışında Bram Stoker's Dracula, Sleepy Hollow - 1999, The Addam's Family (1991), Beetlejuice ve Let The Right One In (2008) aklıma gelen diğer filmler. Sizin de önermek istediğiniz filmler varsa lütfen benimle paylaşın. :)

Kitap önerilerim de filmler gibi gotik - fantastik ve biraz korku türüne ait olacak. Korku deyince Stephen King'i es geçmek olmaz tabii. Hayvan Mezarlığı gece okursanız eğer türünün hakkını veren, fazlasıyla ürkütücü bir kitaba dönüşüyor. Kitabı üniversite birinci sınıftayken okumuştum, okulda kalabalıkta okurken korkuyu fazla hissettirmiyor. Ama gecenin bir yarısı evde herkes uyurken okuduğumda baya ürpermiştim. Zaten korku türündeki kitapların çoğu gece okumalarında kendini belli ediyor. Tıpkı hava kararınca ortaya çıkan gecenin yaratıkları gibi heheh. *şeytani gülüş*

İkinci önerim ise çok severek okuduğum, günümüz genç - yetişkin edebiyatı kitaplarına esin kaynağı olan Uğultulu Tepeler. İmkansız aşkı işleyen konusu ve pencerelerde görünen hayaletleriyle gotik - romantik türünün temel kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim. Kitabı klasiklerden çekindiğim bir dönemde okumaya başlamış ve tabularımı yıkarak bitirmiştim. Birden fazla film uyarlaması da var. İsterseniz kitabından sonra filmini izleyebilirsiniz. Benim tavsiyem Tom Hardy'nin oynadığı 2009 yapımı. 

Nora Roberts'ı tanımamı sağlayan Anahtar Üçlemesi, eski İrlanda efsanelerine dayanan konusuyla tavsiye edeceklerim arasında. Kitaplar Işığın Anahtarı, Bilgeliğin Anahtarı ve Cesaretin Anahtarı sırasıyla gidiyor. Farklı yaşamlar süren üç kadını yüzyıllar önceden birbirlerine bağlayan bir anlaşma ortaya çıkıyor. Her biri ışığın, bilgeliğin ve cesaretin anahtarını bulmak için uğraşırken aynı zamanda çok iyi dost oluyorlar. ^.^ Nora Roberts'ın fantastiğe kaçmadan ele aldığı mistik konularla gerçekçi karakterleri birleşince ortaya harika kitaplar çıkıyor bence. Bu üçlemenin dışında, yazarın Bataklıkta Gece Yarısı adlı kitabı da paranormal - romantik türünün sevilen örneklerinden biri. 

Şu sıralar H. P. Lovecraft'ın hikayelerini okuyorum. Korku türünde okuma yapmak istiyorsanız Lovecraft hikayelerine başlayabilirsiniz. Yazarın farklı yayınevlerinden çıkan tek ya da toplu öykü kitapları mevcut. Benim okuduğum ise Dost Kitabevi'nin bastığı Toplu Eserleri 2. Alfa Yayınları'nın yeni çıkan Lovecraft kitaplarına da bakabilirsiniz, şahsen baskılarını çok beğendim. 

Mezarlık Kitabı - Neil Gaiman okunacaklardaki son önerim. Kitaptan blogumda daha önce bahsetmiştim. Mezarlığa kaçan bir bebeğin hayaletler tarafından kabul görüp, orada büyümesini anlatıyor. Bitirdikten sonra "Neden ben de mezarlıkta yaşamıyorum ki?" diye ciddi ciddi düşünmüştüm. :D Geçen aylarda çizgi romanının ilk cildi dilimize çevrilmişti. Çizgi - roman okumayı seviyorsanız kitapla birlikte onu da okuyabilirsiniz. ^^

Umarım önerilerim hoşunuza gitmiştir. Halloween temasına uygun olduğunu düşündüğünüz kitaplar varsa lütfen benimle paylaşın. Bu arada bloga son girişimde tüm yorumları yayınladım ama hangisinin nerede olduğunu unuttuğum için cevaplayamadım kusura bakmayın. Bana sormak istediklerini olursa iletişim kısmındaki mail adresimden ulaşabilirsiniz. Herkese iyi geceler, mutlu bir hafta geçirelim. =)





3 Eylül 2016 Cumartesi

Bu Yazın En'leri - Mim Yazısı

10 yorum:
Sıcaklar henüz geçmemiş olsa da eylül ayına girdik. Yaz mevsimi bana göre değil, sonbaharın bir an önce kendini göstermesini bekliyorum. Üniversiteden yeni mezun oldum, bu yaz son tatilim olsun diyerek iş aramadım. Muhtemelen okullar açıldığında da çalışmıyor olacağım. Yani aslında sonbaharın gelmesi bana işsiz olduğumu hatırlatacak ama neyse. :3 

Blogunu severek takip ettiğim Kağıttan Dünyam beni yaz mevsiminde okuduklarım ve izlediklerimle ilgili birkaç soruda etiketlemiş. Uzun zamandır mim yazısı yazmamıştım. Özlemişim doğrusu. ^.^ Kağıttan Dünyam'ın bloguna  buradan ulşabilirsiniz. Blogu yeni olmakla beraber çok güzel yazılar yazıyor. Mutlaka bakın lütfen. =)

Sorulara gelecek olursam:

1) Bu yaz okuduğun en güzel kitap:Vampirle Görüşme - Anne Rice. Yorumuna buradan ulşabilirsiniz.

2) Bu yaz keşfedip okuduğun en güzel kitap: Bu yaz okuduklarımın hepsi önceden bildiğim kitaplardı.İhtiyaç sadece yeniydi, başka seçeneğim olmadığından onu yazıyorum. :3 Yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. 

3) Bu yaz okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap: Hayal kırıklığı yaşadığım kitap olmadı sanırım.

4) Bu yaz izlediğin en güzel film: 3 aylık süreçte izlediğim her şey aklımda değil o yüzden son zamanlarda izlediklerimden seçeceğim. :D Belle'i geçen sene izleyip çok beğenmiştim. Dün tekrar izleyesim geldi. Tarihi filmleri seviyorsanız mutlaka izleyin. 

5) Bu yaz dinlediğin en güzel şarkı: Wish That You Were Here - Florence + Machine. Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children'ın şarkılarından biri galiba. Çok sevdim, filmi de heyecanla bekliyorum. =)


6) Bu yazı bir kelime ile tarif et: Bunaltıcı. *_*  2016'da olanlara bakarsak lanetli bir yıldayız zaten. 2017 hemen gelsin, belki bir şeyler düzelir. 

Sorular böyleydi. Ben de tatlı kıs Benherneysemo'yu ve Devrik Cümleler'i  davet ediyorum. Ayrıca görüp de yapmak isteyen herkes katılsın. =) 

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Vampirle Görüşme - Anne Rice / Kitap Yorumu

10 yorum:

Anne Rice'ın vampirleri çok farklı. Yazıya nasıl başlasam diye düşündüm, post-modern dönemin vampir akımından mı bahsedip bağlasam dedim. Kafamdakilerin net özeti Anne Rice ve benzersiz vampirleri oldu. Seri 70lerde değil de 2000lerde başlasaydı daha mı farklı olurdu, diğerlerine mi benzerdi bilinmez. Okuduğum fantastik kitaplardan içinde vampir geçenleri bir kefeye, bu kitabı  ise diğerine koyacağım kesin. 

Kitabın yeni basım adı Vampirle Görüşme, benim okuduğumu konuşma diye çevirmişler. Vampirle Görüşme'nin orjinal adına daha uygun olduğunu düşünerek başlığı öyle attım. Vampirle Görüşme 1976 yılında  yayınlanmış, 12 kitaplık "The Vampire Chronicles" serisinin ilk kitabı. Dilimize serinin ilk 9 kitabı çevrilmiş. Martı Yayınları'nın çevirdiği kitaplar haricindekilerin satışı maalesef yok. Anca sahaflardan temin edebiliyoruz. İlk üç kitabı bulmak pek kolay değil yani. Benimkini Ukitap'ta şans eseri buldum. Eski basım diye biraz çekimser yaklaştım ama çevirisi gayet güzeldi. Bazen eski basım kitaplar yenilerinden daha iyi oluyor hatta. ^^

Anne Rice ve vampirlerine geri dönecek olursam, kitabın ortamı çok kasvetli. En neşeli vampir bile kasvetli. Böyle olmalarının sebebi ise ölümsüzlük ve getirdiği yalnızlık. Kitabın ana karakteri hikayesini bir gazeteciye anlatan Louis, onun gözünden Vampirle Konuşma'yı okuyorsunuz. İçinde bulunduğu psikolojik hal melankoli yüklü. Hem kendisinin hem de çevresindeki vampirlerin karakter tahlillerini o kadar derinlemesine yapıyor ki kendimi onu dinleyen gazeteci gibi hissettim. Hatta yer yer direkt Louis oldum. Filmini izlediğim için gözümde hep Brad Pitt ve Tom Cruise canlandı, okuma daha keyifli oldu. =D 

Kitap betimlemelerle dolup taşıyor. Bir yerden sonra betimleme paragraflarını hızlıca göz gezdirerek okudum. Tasvirleri ağır basan kitapları okurken çok zorlanıyorum. Vampirle Görüşme'de bu sorunu çok az yaşadım. Louis hikayesini anlatırken oluşturduğu soru işaretleri bir sonraki sayfaya daha çabuk geçme isteği uyandırıyordu. Okuyucu için hep bir merak konusu var, biri çözülünce ise yenisi başlıyor. Vampirin dünyadaki konumunu anlamlandırma arzusu bir insanın varoluşunu sorgulamasıyla hemen hemen aynı. Belki biraz daha üzücüsü, Louis vampirlerin şeytana ait olduğuna inanıyor. Şeytanla tanışıp tamamen ona ait olsaydım insani duygularımdan tamamen kopabilirdim diyor. Aslında şeytana ait olduğundan emin değil, belki de emin olsa kendini yok ederdi. Tamamen kötü olmak için fazla duyarlı biri çünkü. 

Vampirle Görüşme'de insanların pek bir önemi yok. Kitabı saf vampir hikayesi yapan temel şey bu bence. Vampirler için insanlar besin kaynağı, birkaç saat eğlenip ardından öldürecekleri önemsiz avlar. Vampirlerle insanlar arasında duygusal bir bağ gözlemlemedim. Zaten kitabı vampirlerle alakalı okuduğum çoğu kitaptan ayıran şey buydu. İşin içinde bir tık daha romantizm olsa daha güzel olurmuş demedim desem yalan olur. :D Kitabın tuhaf bir sevgi - aşk anlayışı var aslında. Tuhaf diyorum çünkü karakterlerin hem cinsel eğilimlerini hem de aşka dair yaptıkları tanımlamaları kafamda oturtamadım. Louis'in ağzından yazılan hikaye genellikle onun iç dünyasını yansıttığı için diğer kitaplarda durum değişir mi bilemem. Galiba çoğu karakter biseksüeldi. Serinin diğer kitaplarında bu kafa karışıklığım aydınlanır umarım. :D

Seriyi bana öneren blogger arkadaşım @benherneysemo, okuduğun diğer vampir kitaplarından farklı olacak demişti. Kesinlikle öyle çıktı. İnsan - vampir ilişkilerinin bol bol bulunduğu kitaplar sütlü çikolataysa Vampirle Konuşma için şekersiz Türk kahvesi derim. :D Ele alış tarzının farklılığına alışmam kolay olmadı, alışınca ise asıl vampirler böyle olmalı gerçekten diye düşündüm. Serinin ikinci kitabını yakın zamanda okumayı umuyorum. Üçüncüyü de bulursam devamı Martı'dan çıktığı için daha kolay edinirim. Son kitap hariç bu arada, Kan ve Altın'ın da yayınevi farklı ve satışı yok. Yazımı okuduğunuz için teşekkürler, kitabı okuduysanız görüş belirtmeyi unutmayın. Herkese iyi geceler. ^.^



30 Ağustos 2016 Salı

İhtiyaç - Carrie Jones / Kitap Yorumu

7 yorum:

Tanıtım yazısı:
HERKESİN KORKULARI VARDIR…

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.

Perilerle ilgili kitapları çok seviyorum. Ne kadar klişe barındırırsa barındırsın okuduğum kitapta periler varsa daha bir istekle okuyorum. İhtiyaç Go Kitap'ın çıkardığı yeni kitaplardan biri. Tanıtımları hep fobiler üstünden gittiğinden çok merak edip hemen okumak istedim. Ana karakter Zara White korkularını yenmek için onların bilimsel adlarını ezberliyor ve korktukça kendine bu adları hatırlatıp rahatlıyor.  Fazlasıyla fobisi olan biri olarak bu yöntemin bende işe yaramayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. :D Kitap klişeler ve Alacakaranlık Serisi'ne çok benzeyen bir atmosferde başlıyor. Böyle olması beni rahatsız etti hatta başlarındayken kitabı bıraksam mı acaba diye düşündüm. İlerledikçe ve konu kendi rayına oturdukça iyi ki bırakmamışım diyerek devam ettim. ^^ 

İhtiyaç yüksek beklentiyle başlanmaması gereken kitaplardan. Benzeri çok fazla kitap var. Başta belirttiğim gibi perileri seviyorum, bu yüzden klişeleri görmezden gelerek okudum. Bu arada Zara Uluslararası Af Örgütü üyesiydi ve sürekli bununla ilgili mektuplar yazıyordu. Yazarın ana karaktere böyle bir özellik vermiş olmasını takdir ettim. 

Kitap birden fazla fantastik tür içeriyor. Spoiler olmaması açısından diğerlerinden bahsetmek istemiyorum. Mekan olarak Stephen King'in hikayelerinin geçtiği Maine seçilmiş. Soğuk yerlerde geçen kitaplar diğerlerinden bir adım öndedir diyerek kitabın bir artısını daha belirteyim. :3 Zaten Jones Stephen King'e ara ara atıfta bulunmuş. 

Fantastik - romantik türünde popüler olan zilyon tane kitap var. Çoğu da birbirine benziyor, yine de alıp alıp okuyoruz. :D İhtiyaç da bu kitaplardan biri işte. Kafanızı yormayacak bir şeyler okumak isterseniz bakabilirsiniz. Perili kitaplarla daha çok ilgiliyseniz hoşunuza gidecektir. Son olarak devamını okumak istiyorum der, herkese iyi geceler dilerim. ^^

19 Ağustos 2016 Cuma

Okuyorum: Vampire Knight Manga - Matsuri Hino

24 yorum:


Akatu akatu yurete yumeno yumeno hate e Hanarerarenai... :D Herkese merhaba! Bu aralar, çok severek izlediğim Vampire Knight Animesi'nin manga serisini okuyorum. Vampire Knight izlediğim üç beş animeden biri. Adından da anlaşılacağı üzere vampirler üstüne kurulu. Uzun yıllardır savaş halinde olan vampirler ve insanların arasında bir barış köprüsü kurmak isteniyor. Cross Akademisi adlı bir yatılı okulda gündüzleri insanlar, geceleri ise vampirler eğitim görüyor. Tabii insanların gececilerin vampir olduğundan haberi yok. .d Vampir - insan barışı adına böyle bir proje başlatılmış. Vampirler insan öldürmeden onlarla birlikte yaşayabiliyor eheheh demek için de olabilir tabii. Ana karakterler Yuki Cross, Zero Kiryu ve Kaname Kuran. Yuki geçmişini ve ailesini hatırlamayan bir insan, okul müdürünün üvey kızı. Zero'nun ailesi o küçükken safkan bir vampir tarafından katledilmiş, o günden sonra Yuki ve müdür ile birlikte yaşamaya başlamış. Kaname Kuran ise vampirlerin arasında en çok saygıyı gören önemli bir safkan vampir. Yıllar önce Yuki'yi bir vampir saldırısından kurtarıyor. Hatta Yuki'nin ilk anısı bu. *.* 

Vampire Knight mangalarını telefonuma indirdiğim birkaç uygulamadan vakit buldukça okuyordum ama telefondan okumak çok zor oluyor. Seriyi izleyenler bilir, 3. sezon yıllardır çıkmadı. Olayların nasıl ilerleyeceğini çok merak ettiğim ve elektronik cihazlar yerine kitap halinde okumak istediğim için manga serisini almaya karar verdim. Akılçelen Kitaplar'ın ünlü mangaları Türkçe'ye çevirmesi çok güzel değil mi, şu an elimde bütün seri var. <3 Kredi kartıma yaptığım yüklenmeyi düşündükçe <3 işareti koyasım gelmiyor ama neyse. .d 


Serinin ilk 8 cildi animedeki olaylarla paralel gidiyor. Toplamda 19 cilt var. Bugün 9.ya başlayacağım için heyecanlıyım çünkü artık izlemediğim, ne olduğunu bilmediğim şeyleri okuyacağım. ^.^ Anime - manga karşılaştırması yapacak olursam manganın çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Vampire Knight animesi karanlık ve kasvetliydi, gerçi animeyi bu yüzden sevdim. .d Manganın da karanlık bir yönü olmakla beraber bol bol komik diyaloglar ve Matsuri Hino'nun okuyucular için yazdığı eğlenceli kenar sütunlarını içeriyor. Yazar - çizer Matsuri Hino çok sevimli şeyler çiziyor. Özellikle ek bölüm adı altında yazdığı "Buraya Üstü Başı Kanla Kaplı Vampirler Giremez" bölümleri çok eğlenceli. Ayrıca mangada animeye kıyasla karakterleri daha yakından tanıma fırsatı buluyorsunuz. 

19 ciltlik serinin henüz 9.sunda olduğum için söyleyeceklerim bu kadar. Heyecanlı olayların geliştiği bir yerde bıraktım, olacakları çook merak ediyorum. Bütün seriyi okuduktan sonra detaylı bir inceleme yazısı girerim. Siz Vampire Knight'ı okudunuz mu ya da izlediniz mi? Bir de önereceğiniz güzel animeler varsa seve seve kabul ederim. Yazının başında yazdığım ve Japonca olduğunu umduğum şey Vampire Knight animesinin açılış müziğiydi. =D Vampire Knight Opening diye aratıp mutlaka dinleyin, gerçekten çok güzel. 

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Kelepir Kitaplara Baktınız mı?

10 yorum:


İnternetten kitap alışverişi yaptığım zaman mutlaka sitelerin kelepir kitap kısmına bakarım. Hemen hemen çoğu sitede çok ucuza satılan bir kelepir bölümü bulunuyor. Buradan uygun fiyata harika kitaplar bulabiliyorsunuz. Mesela Uzak Saatler - Kate Morton kitabını sadece 4,90'a kelepir olarak almıştım. Kitaplar neye göre kelepir olarak belirleniyor bilmiyorum ama uzun zamandır almak istediğim kitapları 5 - 10 liraya görünce mutlu oluyorum. :D Alışveriş yaparken gözüm kelepir kısmına takılıyor, bir iki tane sepete ekliyorum. Bir kere sadece kelepirlerden oluşan bir kitap alışverişi yapmış, üç kitabı  toplamda 15 liraya almıştım. :3 Şu sıralar en çok İlknokta'nın kelepirleri ilgimi çekiyor. Kitap çeşidi çok geniş, mutlaka bakın derim. Yabancı Yayınları'nın yeni çıkan Kapkaranlık Ormanda kitabını oradan almayı planlıyorum. Alırken başka kitaplar da eklerim, plansız alınan kitaplar insana ayrı bir mutluluk veriyor. :D İlknokta'nın ucuz kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz. Bunun dışında Okuoku ve Kitapyurdu'nda da kelepir kitaplar var diye biliyorum.^^


Sizin bildiğiniz başka siteler veya kelepir fiyatına kitap bulduğunuz sahaflar var mı? Varsa lütfen paylaşın. Eskiden sahaflardan da çok fazla kitap alırdım. Ama artık eskisi kadar uygun fiyata kitap bulamıyorum, ikinci el kitaplar internet satışlarıyla aynı fiyata olunca almak istemiyorum. Gerçi Kadıköy - Akmar'a sıfır kitapları uygun fiyata satan yerler vardı. Bayadır gitmedim bir bakmak gerek. :3 Uygun fiyata nereden hangi kitapları aldınız, önerilerinizi bekliyorum. Herkese iyi günler. ^.^

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Suicide Squad

2 yorum:


Şimdiye kadar güçlerini dünyayı kurtarmak için kullanan süper kahramanları izledik. Genellikle karşılarında onlara zarar vermek isteyen özel güçlere sahip kötü birileri olurdu. Hem DC'nin hem de Marvel'ın karakterleriyle yapılan böyle bir sürü film var. Bir yerden sonra sıkıcı geliyorlar. En son Civil War'ı sinemada izlemiştim, filmin esaslı sahneleri gelecek diye düşündüğüm yerde film bitti. :D Film sayısı arttıkça izleyici daha farklı şeyler görmek istiyor. Herkesin hayran duyduğu süper kahramanları izlemek istemiyorum artık. Abidik gubidik güçlere sahip oldular diye dünyayı kurtarma derdine düşen insan evlatları biraz yerinde dursun. Okuyucu daha farklı şeyler okumak istiyor, izleyici daha farklı şeyler görmek istiyor. Peki anti - süper kahramanlardan oluşan bir topluluğu alıp onlardan daha tehlikeli biriyle karşı karşıya getirsek nasıl olur? 

Suicide Squad tanıtımları yapıldığından beri beklediğim bir filmdi. Aslında Joker hariç karakterlerin hiçbirine pek aşina değilim. Joker'i de Batman Dark Knight Serisi sayesinde öğrenmiş, sonra çizgi romanını alıp okumuştum. Sinemaya karakter cosplayleriyle gelen fanlar kadar heyecanlı değildim yani. Girdiğim salonda Joker cosplayi yapmış iki kişi vardı, özellikle biri o kadar çok benzetmiş ki yanına gidip fotoğraf çekilebilir miyiz diyesim geldi. :D Filmi bekleyen fazlasıyla insan varmış ki girmek istediğimiz seanstan bir buçuk saat önce gişeye gitmemize rağmen en önler hariç her yer doluydu. Neyse ki üç saat sonraki seansta en arkada birkaç kişilik boş yer vardı. Sanki Harry Potter ya da LoTR'ın yeni filmi çıkmış gibiydi. İlk günün akşam seansı olduğundan olsa gerek diyerek salona girdik. Filmin yorumları genel olarak olumsuzdu o yüzden beklentim düşüktü. Joker'in sadece altı dakika gösterildiğini okumuştum bir yerde, yalan habermiş. Jared Leto Joker rolüne çok yakışmış, Filmde Suicide Squad üyeleri kadar çok sahnesi yoktu ama altı dakikadan fazla olduğundan eminim. 

How to Get Away with A Murderer dizisinden tanıdığım Viola Davis, filmin ana karakterlerinden biri. Kötülerden oluşan bir ekip kurmak istiyor çünkü bir sonraki süper kahraman dünyaya karşı olursa onu yok etmesi gerekecek bir güce ihtiyaç var. Aslında Viola Davis'i daha önce farklı filmlerde de görmüşüm ama nedense hatırlamıyorum. Velhasıl oyunculuğu çok iyiydi. Suicide Squad'ı izlerken çoğu izleyici gibi benim de aklıma "Neden suçlulardan değil de Süper kahramanlardan bir ekip kurmuyorlar?" sorusu geldi tabii. Hapiste çürüyen birinin çok fazla seçme şansı olmadığı, dolayısıyla daha kolay kontrol edilebilecek bir ekip olacakları, girdikleri tehlikede hayatlarını kaybederlerse devletin pek bir şey kaybetmeyeceği gibi nedenlerden dolayı olabilir. Batman ölürse Gotham'ın hali ne olur siz düşünün. 


Anti - süperkahramanlar ve mizah ikilisinin birleşimini seviyorum. Kötülerin sadece iyiler tarafından yenilmek için yaratıldığı senaryolar bu karakterleri makineleştiriyor. Onların geçmişini izlemek, perdeye onların gözünden bakmak benim için farklı bir deneyim oldu. "İyiler her zaman kazanır." cümlesi süper kahraman yapımlarının kanına işlemiş. Bu yüzden okuduğumuz ya da izlediğimiz şeyin sonunu az çok tahmin edebiliyoruz. Suicide Squad klasik çizginin dışına çıkabilen filmlerden biri olmuş bence. 

Filmi heyecanla bekleyen kitle beğenmiş midir bilmiyorum. İnceleme yazılarına bakamadım. Beklentimi düşük tutarak girdiğimden belki de bu kadar çok beğendim. Sinemada mı evde mi izlesem diye düşünüyorsanız mutlaka gidip görün derim. Superman, Batman ve bize hep iyi olarak tanıtılan diğer süper kahramanların gözünden çok fazla şey izledik. Bu sefer kahramanlık sırası diğerlerinde.^^ 

31 Temmuz 2016 Pazar

Sonra Yapıyor muyuz?

14 yorum:
Çoğu şeyi yarım bırakıyorum. Sıkılıyorum, ilgim başka yöne kayıyor, uykum geliyor. Okuduğum kitap beş günden uzun süre elimde kalıyorsa sürünme sürecine giriyor. İzlediğim dizinin son iki bölümünü sonraya bırakıyorum. Bloga taslaklar girip çıkıyorum. Bazen sonra yazarım diye sadece başlık atıyorum. Uyumak ve yemek yemek dışındaki her şeyi erteliyorum. *-* Sonra kelimesine çok güveniyoruz. O anki sorumluluğumuzu üstümüzden alıyor. Önünde yapabileceğin bir sürü farklı seçenek beliriyor. Zamanı geçirmeye bakıyoruz. Sonra dediğimiz saat ya da gün ne zaman geliyor bilmiyorum. Sanki bir şeyi erteleyince zamanın içinde kendimize ekstra zaman yaratmış gibi hissedip mutlu oluyoruz. Yarın yaparım demenin rahatlığı güzel hissettiriyor. Üşengeçlik ise kötü şey. Anubis'in terazisine bu ikisini koyarsak hangisi ağır gelir? Anubis cevaplarınızı bekliyor, onunki belli heheheh boşluktan delirdim. Ya şaka bi' yana o kadar boş değilim. Yorucu aktivitelerle uğraşıp dizi izliyorum. Tuhaf Şeyler Oluyor'u okuyorum,  sıradışı hikayelerle dolu bi' kitap. Rüyamda öğlen dörtte uykuya dalıp saatlerce uyuyabileceğimi gördüm. Uyuyacak saatlerinin olması hissi çok güzeldi, umarım sizde aynı rüyadan görürsünüz. Sıcaklardan bunaldım, gerilimli bir şeyler izleyip dış dünyadan kopmak istiyorum diyorsanız Stranger Things'i izleyebilirsiniz. Bilim - kurgunun kaliteli örneklerinden biri, ikinci sezondan çok umutluyum. Öyle yanı sevgili okuyucu, blogumu hala takip ettiğin için teşekkürler. En kısa zamanda en son girdiğim taslağı düzenleyip yeni bir yazı koyacağım. Arayı daha fazla açmak istemiyorum. Umarım bu erteleme konusunda yalnız değilimdir. Herkese mutlu haftalar. 

11 Haziran 2016 Cumartesi

Okuma Planım - Haziran 2016

10 yorum:


Herkese merhaba! 2 hazirandaki Ukitap yazısından bu yana yeni yazı giremedim. Boş vaktim fazlasıyla var ama sanırım biraz aylaklık yapmaya ihtiyacım varmış, onu giderdim. :D Haziran ayında okumak istediklerimi haziranın başında paylaşsam daha iyi olurdu. Ama o günle rkitap okumaya pek hevesli değildim. Geç olsun da güç olmasın diyerek okumak için tam 11 kitap seçtim. *-* Bazı Kızlar Aşk İçin Her Şeyi Yapar eğer diğerlerini bitirirsem bonus olarak okunmak üzere seçildi. Umutluyum ama hadi bakalım. :D

Neredeyse bir aydır okuduğum kitapları paylaşmıyorum, çünkü okuyamıyorum. En son bir hevesle Türk Korku Edebiyatı'na Pusova ile girdim ama umduğumu bulamadım. Kullanılan argo kelimeler korkunun hissiyatını yok ediyordu. İkinci hikayedeki küfürlü dil yüzünden kitaptan soğudum. Devamını kurcalayıp benzer şeyler görünce bıraktım. Belki ileride tekrar elime alırım, bilmiyorum. Zaten bitirme ödevimin ağır baskısı da eklenince okumaya ara verdim. Şimdi büyük bir hevesle geri dönüyorum, umarım seçtiklerimin hepsini okurum. ^.^

Hesaplamalarıma göre okumak için 20 günüm var. :D O yüzden hangi kitabı ne kadar sürece okuyacağımı da planladım. 11 kitap arasından ilk olarak Kafes'i okuyacağım. Korku edebiyatına olan ilgim hala devam ediyor, okurken korkacağım bir kitapla karşılaşmak istiyorum artık. Kafes bu beklentimi karşılar mı, göreceğim.  Ve en çok Riverton Malikanesi'ni merak ediyorum. Ukitap takasımda sevgili Erdem Sahaf'ın hediye olarak yolladığı bir kitaptı. Kate Morton sevdiğimi öğrenince gönderdi sağ olsun. =) Riverton Malikanesi kesinlikle tam bir gece kitabı. Kate Morton kitaplarında gizemli konular işleyen bir yazar. Ona duyduğum sevgi buradan geliyor. Kitabı çok merak etsem de Kafes'ten hemen sonra okumam diye düşünüyorum. Araya biraz heyecan girsin. 

Uzun zamandır okuma yapmadığım için kolay okuyabileceğim kitapları seçmeye özen gösterdim. Klasiklerin çizgi - roman versiyonlarından Romeo ve Juliet'i çok severek okumuştum. Orijinal metinle çok oynama yapılmadan aktarılan bir kitaptı. III. Richard ve Hamlet'in de aynı güzelliktedir diye düşünüyorum. Bunun dışında, Yerdeniz'e geri dönüyorum. :D Tehanu'ya baştan başlayıp tekrardan Ursula Le Guin ile buluşacağım. Seriyi özlediğimi hissediyorum. Çok hem de. ^^

Seçtiklerimin hepsini çok merak ediyorum, hepsini severek okuyacağımı umuyorum. Plan yazıları yazmak hoşuma gidiyor, umarım siz de okurken keyif almışsınızdır. Seçtiklerimden okuduklarınız varsa spoiler vermeden görüş bildirirseniz sevinirim. =) Okuma sorunu yaşayan herkese plan yapmayı tavsiye ederim. İnsanı fazlasıyla şevklendiriyor. Sizin de "haziran ayında bunları okumak istiyorum" dediğiniz kitaplar varsa benimle paylaşın lütfen, herkese mutlu günler! ^_^


2 Haziran 2016 Perşembe

UKitap Nedir?

8 yorum:





















Merhabalar, bu yazım sık  kullandığım bir site olan UKitap hakkında olacak. Siteye şubat 2014'ten beri üyeyim, yirmiden fazla takas - alım satım işlemi gerçekleştirdim ve çok memnun kaldım. Site hakkında hem blogdan hem de diğer sosyal medya hesaplarımdan sorular alıyordum. Bu yazıda UKitap'ın işleyişiyle alakalı bütün detayları vermeye çalışacağım.

İlk olarak UKitap nedir? sorusuyla başlarsak, UKitap kitap takası ağırlıklı olmak üzere ikinci el kitapların alım - satımını da yapabileceğiniz bir site. Arayüz kullanımı çok rahat olduğundan üye olunca zorluk çekmeden kullanmaya başlayabilirsiniz. Hemen belirteyim UKitap üyeliği için normalde davetiye gerekiyor ama belli zamanlarda davetiyesiz de üye olabiliyorsunuz. Bugün kontrol ettim, şu an  siteye davetiyesiz üye alımı var. Girip üye ol derseniz sizden belli bilgiler isteyecek, kitapsever biriyseniz büyük ihtimal kabul edilirsiniz. =) Bir de bazen davetiye için mesajlar alıyorum, maalesef benim davetiye gönderme yetkim henüz yok. 

Sitenin amacı çok basit, her üye takas edebileceği kitapları ve istediklerini ekliyor, istekleri örtüşen üyeler birbirlerine mesaj atıyor ya da takas teklifi gönderiyorlar. Anlaşırlarsa adres bilgileri veriliyor, kitaplar kargolanıyor ve takas tamamlandığında üyenin karnesine takas ile ilgili yorum yapılıyor. 
























Bu benim üyelik profilim. Profil notunuz ne kadar açıklayıcı olursa işlemleriniz de o kadar istediğiniz yönde olur. Sitede ücretsiz üye iseniz kitap satımı yapamıyorsunuz ve takas - istek listenize en fazla 100 kitap koyabiliyorsunuz. Benim için ücretsiz üyelik yeterliydi o yüzden üst üyeliklere geçmedim. Ücretliler de gayet uygun fiyatlı zaten, isterseniz üye olduktan sonra geçebilirsiniz. =)

Takas listenize kitap eklemek için, arama kısmından kitap ismini aratıp çıkan kitabı kitaplarıma ekle butonuna tıklayarak ekleyebilirsiniz. İstediklerinize eklemek içinse çıkan kitap için istek listeme ekle derseniz kitabı istediklerinize eklemiş olursunuz. Üye olduğunuzda anasayfanızda en üstte "eklenen istediğim kitaplar" kısmı olur. Oradan istediklerinizi takip edebilirsiniz. "Bana Özel" sayfasından eşleşmelerinize bakabilirsiniz. Bu arada bir kitabı hem satabilir hem de takas listenize koyabilirsiniz. Ancak sitenin asıl amacı takas olduğundan kitap satacaksanız fiyatın düşük olması gerekiyor. Bununla ilgili kuralları siteye üye olduktan sonra okumanızı tavsiye ederim.

Siteyi yeni kullanan ve yakında kullanacak olanlara birkaç tavsiyem olacak. Öncelikle, takasa eklediğiniz kitapların durumunu çok iyi belirtin. Korsan mı, yırtığı var mı vs. bunları açıklama kısmına mutlaka ekleyin. Hiç okunmadıysa da belirtin ki kitabınızın yeniliği anlaşılsın.

Profil notunuz açıklayıcı olsun. Tek kitap takası istemiyorsanız belirtin, en çok aradığınız kitapları ya da ilgilendiğiniz türleri yazabilirsiniz. Takas etmek konusunda kararsız kaldığınız kitaplar varsa o kitapların açıklamasına "x kitapla takas edeceğim" ya da "profilimde aradıklarımla takas edeceğim" derseniz istemediğiniz kitaplar için teklif almazsınız.

Nezaketli olun, mesajlaşırken senli benli konuşmayın. Gelen mesajlara olumsuz da olsa dönün. Takas teklifinde size merhaba diyen üyeye sadece red butonuna basarak yanıtlamayın, ilginizi çekmediğini belirtin. Bunlar gerçekten önemli şeyler. Nezaketli insanlar sayesinde siteyi sorun yaşamadan kullanabiliyoruz. Geçen bir üye bana "takassssssssssssss" diye bir mesaj atmış. Gel de sinir olma şimdi. -_- 

Kargo gönderiminde genellikle herkes ptt kargo kullanır ve her kullanıcı gönderdiğini öder. Kesinleşmiş takaslarınızda bunu belirtirseniz sorun yaşanmaz. Genellikle aynı günlerde gönderim yapılamıyorsa yeni üyenin erken göndermesi daha makul olur. Sitede eskiden birkaç kişi kitap - ücret gönderimi yapmamıştı. Tek  tük de olsa sahte - dolandırıcı hesabı açılabiliyor. Bu sebeple yeni üye olan biriyle işlem yapıyorsam ilk olarak karşı tarafın göndermesini bekliyorum. Şimdiye kadar güvenlikle alakalı hiç sorun yaşamadığımı da belirteyim. =) 

Takas yapıyorsanız karşınızdakinden kitapların kondisyonu hakkında detaylı bilgi istemenizi tavsiye ederim. Bazı üyeler kitabın boyutunu ya da basım yılını belirtmiyor. Elinize beklediğinizden daha farklı bir kitap ulaşabiliyor. 

Sitenin Meydan kısmında aradığınız kitapları yazabilirsiniz. Sürekli güncel olan "İndirimli Kitap Kampanyalarını Paylaşalım" sayfasından indirimleri takip edebilir ve gördüklerinizi yazabilirsiniz. 


Umarım yazım yardımcı olmuştur. Aklınıza takılan sorular olursa yorum bırakabilirsiniz. Herkese iyi günler. =)

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Bloglar İçin Güzel Bir Birleşme; Blogger Yorum Kulübü

31 yorum:
Herkese merhaba. Geçen gün okuduğum bloglardan birinde çok güzel bir etkinliğe denk geldim. Blogger Yorum Kulübü adıyla başlatılan bu etkinlik bloglar arası etkileşime teşvik ediyor. Etkinliğe katılan bloglar diğer blogları takibe alıyor ve ellerinden geldiğince paylaşımlarına yorum bırakıyorlar. Tabii bunu zorla yapmayı kimse istemez. Ama okuduğunuz bir yazıya hiç değilse "paylaşımınız için teşekkürler" demek çok zor olmamalı. 

Daha bugün sevdiğim bir kitap blogunun yazmayı bırakacağına dair bir veda yazısını okudum. Özellikle instagram ve youtube ön plana çıktığından beri blog okunması oldukça azaldı. Kimse kendi kendine konuşuyormuş gibi yazmak istemiyor, o yüzden lütfen birbirimize destek olalım. Etkinliği başlatan kişiye çok teşekkür ediyorum, açıkçası ben de bu konuda çok bilinçli değildim. Artık okuduğum her yazıya yorum bırakmaya ve daha çok blog yazısı okumaya çalışıyorum. Lütfen burayı tıklayarak yazının kaynağına gidin ve etkinliğe siz de katılın. Blogunuzda paylaşın, destek verin. 

Bir de son olarak, beni takibe alan herkese dönmeye çalıştım ama blogla ilgilenemediğim zamanlarda takip eden bloglara geri dönemedim. Özellikle kitap - film - dizi üzerine yazıyor ve beni takip ediyorsanız lütfen blog adresinizi yorum olarak bırakın, sizi takip etmeyi ve tanışmayı çok isterim. :)

Umarım bu ve benzeri etkinlikler artarak büyür, desteklerinizi bekliyorum. ^.^

17 Mayıs 2016 Salı

İnternetten Kitap Almak: En İyi Kitap Alışveriş Siteleri

28 yorum:


 Kasım 2017'de güncellenmiştir.

Merhaba, bu yazımda kitap satın alabileceğiniz internet sitelerinden bahsedeceğim. Kitap fiyatları uçmuş vaziyette, artık eskisi gibi herhangi bir kitapçıya girip beş on kitap alıp çıkamıyoruz. Bazen de istediğim kitapların hepsini aynı kitapçıda bulamıyorum ve tek tek kitapçı dolaşmak durumunda kalabiliyorum. Bu sebeplerden dolayı uzun zamandır kitap alışverişlerimi genellikle internetten yapıyorum. Yazım, hangi sitelerden alışveriş yaptığımı ve nasıl bulduğuma dair bir inceleme üstüne olacak. Şimdiye kadar kitap alışverişlerimde Okuoku, Kitapyurdu, İdefix, D&R, İlknokta, Kitap Sihirbazı, Odakitap, Babil, Pandora ve Hepsiburada'yı kullandım. Herhangi bir beğeni sırası olmadan görüşlerimi aktaracağım, umarım bu konuda kafasında soru işareti olanlara yardımcı olabilirim. 

D&R'yle başlayalım. Sorun yaşamadan alışveriş yaptığım bir site olmakla beraber bir defa kargo şirketinden kaynaklı olarak satın aldığım ürün benden habersiz depolarına geri dönmüştü. Ama işin ilginç tarafı aynı kargoyla çalışan başka bir firmadan ürün aldığımda hem kargo hem de firma düzenli olarak mail - sms ile bilgilendirme yapıyor. Kargo gönderimi konusunda diğer sitelere göre daha yavaş olduğu için pek tercih etmiyorum. Ürünlerin kaç günde temin edileceğinin belirtilmemesi de bence önemli bir eksik. D&R'nin diğer sitelere göre artısı diyebileceğim tek şey ücretsiz şirin hediye paketleri olabilir. Bildiğim kadarıyla kapıda ödeme seçeneği yoktu. Kitaplar ve diğer ürünler sağlam paketlerde temiz geliyor.

Kitapyurdu severek alışveriş yaptığım sitelerden biri. Her ay düzenli alışveriş yaparsanız indirimlere ek olarak %3 indirim daha kazanıyorsunuz. Eskiden bu indirim %5 oranındaydı ama düşürdüler. Sitenin satın alınan kitaplara yorum yaptıkça puan kazanma sistemi var. Bu sebeple üyeleri aktif. Kitaplara gelen yorumlara ve yorumların beğeni sayısına bakarak kitap seçip memnun kalmışlığım çok olmuştur. Kargo süresi ortalama, kitaplar temiz geliyor, paketlenmesi kötü değil ama daha iyi olabilir.. Kapıda ödeme seçeneği mevcut.  Eskiden 10 tl üstüne kargo 1 tl, 30 tl üstüne de bedavaydı o yüzden burayı çok sık kullanırdım. Şimdi 10 tl üstüne kargo 2 tl, 40 tl üstüne kargo ücreti almıyorlar. 

İlknokta'dan şimdilik sadece bir kez alışveriş yaptım. Birinin bana göndereceği kitapta orada gelmişti, onu da sayarsak iki. Site Penguen Kitap'a ait, dolayısıyla kendi ürünlerinin yeni çıkanlarına erişme konusunda sıkıntı yok. Ukitap'ta kargonun çok geç geldiğine ve çizgi - roman teminlerinde sorun olduğuna dair birkaç kişinin görüşünü okumuştum. Bununla beraber sıkıntı yaşamadan alışveriş yaptığını söyleyenler de var. Benim iki alışverişim de sorunsuz geçti, ileride  tekrar kullanmayı düşündüğüm bir site. 

İnternetten kitap almaya Okuoku ile başladım. Lisede kredi - banka kartım olmadığından ve kapıda ödeme seçeneği olduğundan çok cazip gelen bir siteydi. Sık sık güzel indirimler yapıyorlar. Kelepirlerinden 4,90a sevdiğim kitapları almışlığım var. Bununla beraber seçtiğim kitaplardan stokta yok diye haber vermeden iptal edip, yerine başka bir kitap isteyip istemediğimi sormadan eksik kargo gönderdikleri oldu. Bu iki alışverişimde birden olunca bloga yazısını bile girmiştim ama sonraki birkaç alışverişim yine sorunsuz geçince kaldırdım. Popüler olmayan, yeni çıkmayan kitaplar konusundaki sorunu dışında fena değil, tercih edilebilir. Son zamanlarda popüler kitaplarda 9.90 indirimleri yapıyorlar. İlgimi çeken kitaplar var mı diye ara sıra bakıyorum, Uğultulu Tepeler'in pahalı bir baskısını bu kampanya ile almıştım  

Kitap Sihirbazı'ndan sadece bir kere alışveriş yaptım. Eklediğim bir kitabın sadece cep boy baskısı kalmıştı, mail yoluyla haber verip durumu belirttiler sağ olsunlar, gerekli değişim yapıldı. Site ilk açıldığında çok popülerdi nedense artık pek kullanan duymuyorum. Arada bakıyorum ama pek güzel indirimler görmüyorum. Kapıda ödeme seçeneği olan sitelerden biri olduğunu belirteyim.

İdefix bir aralar en çok kullandığım siteydi. Kargosu alışveriş yaptığım diğer sitelere kıyasla baya hızlıydı. Gerçi yazıma İdefix ile kargo sorunu yaşayanların yorumları geldi, dönemden döneme sitelerde aksaklıklar olabiliyor.  Kitaplar hasarsız geliyor ve hediye olarak Sabit Fikir dergisi gönderiyorlar. D&R ile aynı şirkettenler ama D&R'ye kıyasla daha iyi olduklarını düşünüyorum.

Babil.com'u yeni yeni kullanmaya başladım ve çok memnunum. Eski yöneticisi Atatürk ile ilgili 10 kasımda rahatsız edici bir paylaşım yaptığı için kullanmıyordum, tepki olarak pek çok kişi de kullanmayı bırakmıştı. Hoş gerçi hangi sitenin parası nereye, kimlere gidiyor bilmiyorum, bununla birlikte 10 kasımda Atatürk için "saygı duyuyorum ama izinde değilim" gibi bir paylaşım yapan siteden alışveriş yapmak istemedim. Aynı şahıs buna tepki gösteren bir blogun sahibine de hakaret etmişti sonra kaldırdı yazdıklarını. Neyse o ara birtakım şeyler oldu ardından site Arasta Bilgi Teknolojileri bünyesine geçti. O zamandan beri kitap alırken genellikle burayı tercih ediyorum. Siteyi tercih etmemdeki en önemli sebep aradığım kitaplar başka yerde stokta yokken Babil.com'da bulabilmem. Ya da aynı kitap farklı sitelerde 3 - 4 gün temin süresinde gözüküyorken buradan daha hızlı bir şekilde ulaşabiliyorum. Kitaplar söylenen sürelerde temin ediliyor, her alışverişin yanında küçük şirin bir defter geliyor. Bir keresinde istediğim kitaplardan biri geç temin edilince alışverişi bölüp göndermişlerdi. Bence beklemektense böldükleri iyi oldu. En son alışverişimde toplu kitap aldım diye iki kutuya sarıp defter & ayraç doldurup öyle göndermişler sağ olsunlar.  Kısacası şu sıralar en sevdiğim kitap alışverişi sitesi Babil.com.

Odakitap da Arasta Bilgi Teknolojileri bünyesinde bir site. Sadece bir defa alışveriş yaptım, yanlış hatırlamıyorsam siparişim ertesi günü elime geçmişti. Hızlı, temiz kitaplar gönderen bir site. İleride tekrar kullanmayı düşünüyorum.

Pandora'dan Harry Potter Serisi'nin kitap sırtları yan yana gelince Hogwarts'ı oluşturan özel koleksiyonluk bir setini aldım. Senenin en güzel alışverişin oradan yaptım diyebilirim yani. ^.^  Temin süresini geçirmeden kargoladılar, kitaplar sağlam bir pakette  geldi. Yabancı dildeki kitapları almak için iyi bir kitap alışveriş sitesi olduğunu düşünüyorum.

Son olarak hepsiburada.com'a geçeyim. Özellikle kitap almak için kullandığım bir site değil. Farklı bir şey alırken kitaplara da bakıyorum, güzel indirimleri varsa alıyorum. Tek eksileri ürünler farklı günlerde temin ediliyor diye kargoyu parça parça göndermeleri. Bir iki gün fark etse bile parça parça gönderebiliyorlar. Bir gün arayla temin edilen ürün beklese, birlikte gönderilse çok daha iyi olur bence. Müşteriyi bilgilendirme açısından gayet başarılılar, kargonun nerede olduğuna dair sürekli sms gönderiyorlar. Bununla birlikte bir defalığına aynı gün kargo denen kitapları temin edemediler. İletişime geçince istediğim kitaplardan biri olmadığı için hediye çeki teklif edildi, diğer kitaplar da sitenin kendi kuryesine verilip elime çabuk bir şekilde ulaştırıldı. Satış sonrası problem çözümünde başarılı oldukları için kullanmaya devam ediyorum.


Aslında bu sıralar, acaba internetten kitap almakla iyi mi yapıyorum diye düşünüyorum. Kitapçılar kapanıp duruyor, Kadıköy'ün en sevdiğim kitapçısı Alkım kapanınca baya üzülmüştüm. Evde biriken okunmamış kitap yığınlarını gördükçe internetten almayı bırak, ara sıra kitapçılardan al diyorum kendime. Ama demekle olmuyor maalesef.😃Kitap satın alma hastalığı olan herkes gibi ben de kendimi kontrol edemiyorum. Çıkmasını çok istediği bir kitabı küçük kitapçıda zor bulurken internetten ön siparişle alabilince duramıyor insan. Yeri gelmişken bu konuya harika bir örnek olarak Kağıt Ev -  Carlos Maria Dominguez kitabını tavsiye edeyim. Kitap tutkusunun insana neler yaptırabileceğini anlatan sıradışı bir öykü, büyülü gerçekçilik akımının en güzel örneklerinden biri.

Umarım yazım bilgilendirici olmuştur. Siz de kullandığınız siteleri ve deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Gelen yorumlara göre yazıyı ara sıra güncellemeyi planlıyorum. Herkese bol kitaplı iyi günler!


15 Mayıs 2016 Pazar

Kan ve Tuz - Kim Liggett / İnceleme

12 yorum:

Kan ve Tuz henüz tanıtımları yapılırken @benherneysemo'nun göstermesiyle takibe aldığım bir kitap. Romantık - korku ağırlıklı ve Amerikan yerlilerinin mistik efsaneleriyle bezenmiş bir hikaye görünce heyecanla ön siparişi beklemiştim. Sadece ismi bile tam sevdiğim türde bir kitap okuyacağımı vadediyordu. Kan ve Tuz, kesinlikle okuyucuyu beklentiye sokacak bir isim. Bu beklentilerimi karşıladı mı şu an ben de emin değilim. Kafamdakileri yazdıkça ne düşündüğümü kesin olarak anlayacağım. :3  Kitabı bitireli iki - üç gün oldu. Eskiden sıcağı sıcağına yorum yazmak daha iyi oluyor diye düşünürdüm. Şimdiyse biraz zaman geçtikten sonra düşüncelerin netleştiğini düşünüyorum. Kan ve Tuz hakkındaki yazımı kitabı bitirir bitirmez yazsaydım eminim bu inceleme daha negatif olurdu. Hayvan Mezarlığı'ndan beri okuduğum hiçbir kitap bende o istediğim korku - gerilim etkisini yaratmadı. Kan ve Tuz'dan bu yönde beklentim yüksekti. Beklediğim gibi çıkmayınca biraz hayalkırıklığına uğradım.


Kan ve Tuz karanlık bir hikayeden çok kafa karıştıran bir genç - yetişkin aşk romanı olarak başladı. Tam olarak ne okuduğumu anlamadan ilerledim. Bu arada çeviriden yana bir sorun olmadığını belirtmek isterim, Aslı Dağlı'nın çevirisini gayet akıcı buldum. Ama yazar Kim Liggett, sanki hikayeyi ne yöne çekmesi gerektiği konusunda kararsızmış gibi bir öyle bir böyle yönlendirmiş. Kitabın ana karakteri olan Ash  bir sebepten ötürü farklı hissetmekte, (spoiler olmasın, açıklamayayım) belki onun duygularını aktarmak istemiştir. Ama okuyucu olarak bunu bunaltıcı buldum. Zaten büyük bir hevesle başladığım kitap çok çiğnenmiş sakız tadı veren aşk hikayesiyle öne çıkınca hevesim söndü. Kan ve Tuz klasik bir genç - yetişkin aşk romanı okumak isteyeni bir nebze tatmin edebilir ama korkuyu çok beklememek gerekiyormuş. İsteğim azalsada okumaya devam ettim, büyük beklenti kolay kolay yok olmuyor tabii. :3 Zaten kitap ilerledikçe olaylar ön plana çıktı, merakım arttı. Kitap merak ettirerek ilerleme konusunda çok iyi ona bir lafım yok. Bölümlerin kısa kısa olması da ilerlemeye yardımcı oluyor. Çoğu okuyucu gibi ben de genelde kitaplara bölüm sonunda ara vermeyi tercih ediyorum. Kan ve Tuz az sayfası ve çok bölümüyle hadi şu bölümü de bitireyim diye diye okutturuyor kendini. Kitabın okunması için iyi bir taktik olmuş bu.

Şehir merkezinde başlayan hikaye Amerikan yerlilerinin yaşam alanlarına kayınca benim için asıl hikaye başladı. Ash ve erkek kardeşinin soru işaretleri içinde yaptığı yolculuğun sonunda mistik ve doğal bir ortam beklerken gayet modern bir kentle karşılaşıyorsunuz. Bunu pek sevdiğimi söyleyemem ama  2000li yıllarda teknolojiden uzak bir hayatın olması da saçma olabilirdi. Hikayenin ortamı konusunda biraz eli boş kaldım, beklediğim büyülü kasaba yoktu çünkü. 

Klasik aşk hikayesi demiştim. Aşk üçgeni Kan ve Tuz'un odak noktalarından biri. Karakterler sağlam gelmiyor, kimin altından ne çıkacağı belli değil. Bunu şaşırtmaca olarak görmüyorum, yazar sanki istediğim gibi şekil verebileyim diyerek karakterleri böyle konumlandırmış. Ne oldukları, neye inandıkları belli olmayan bir insan gurubunun içine dalmış gibi hissedebiliyorsunuz. Daha detaylı olsaymış dediğim çok fazla şey var. Yoksa konu çok güzel, biraz daha uğraşılsa, korku ve fantastik ön planda olsa eminim favori kitaplarımdan biri olurdu.

Kan ve Tuz'a başlayacaksanız ne beklediğiniz önemli. Korku konusunda isminin ve tanıtımların hakkını veren bir yapıt değil. Genç - yetişkinin aşk üçgeni içinde dönen ilişkileri beni bunalttı ama seveni çok. Kitap  bölüm sonlarında merak uyandırıcı bitişleriyle ilerletiyor. Genel olarak baktığımda devamını merak ettiğim bir hikaye var karşımda. Umarım diğer kitaplarda mistik yönü baskın gelir. Devamını okumayı kesinlikle istiyorum çünkü.

Kan ve Tuz ve benzeri  indirimli kitaplara buradan ulaşabilirsiniz. ^^




12 Mayıs 2016 Perşembe

Kitap Alışverişi - 2016 Nisan - Mayıs

6 yorum:


Mayıs ayının yağmurlu bir gününden merhaba. Öğrencilik hayatım bitmek üzere, haftaya kpss, bitirme ödevi jürim ve atölye proje jürim var. Bu hafta derslerin son haftası olduğundan önümüzdeki haftalar bir iki finalim de olacak. Gerçekten yoğun bir dönemdeyim maalesef. -_- Neyse ki eskisi gibi olmasa da kitap okuyacak vakit bulabiliyorum. 

Bu yazıyı daha genel tutup izlediklerimden de bahsetsem mi diye düşündüm ama onları daha sonra ayrı başlıklarda yazmaya karar verdim. Ufaktan Kore dizilerine başladım, bir de devamı gelen diziler var tabii. Neyse haftasonu bir K-drama yazısı girerim artık. :3


Bu yazı parça parça aldığım üç alışveriş hakkında olacak. İlki Kitapyurdu'ndan. Lola ve Komşu Çocuk'tan sonra Stephanie Perkins sevdiğim bir kalem oldu. Yabancı Yayınları Isla ve Mutlu Son'u çıkardığında Paris'te Aşk'la beraber alayım dedim. Bilmeyenler için, Paris'te Aşk Anna and The French Kiss'in Arunas Yayınları'ndan çıkan versiyonu. Paris'te Aşk ismi yerine orijinal isim ve kapak kullansalarmış en az Lola ve Komşu Çocuk kadar duyulan bir kitap olabilirmiş bence. Çevirisi gayet güzeldi, takıldığım bir nokta olmadan okudum. Nisan ayında tarihi aşk romanlarına olan ilgim artınca Gelin'i de aldım. İçlerinden sadece Paris'te Aşk'ı okumuş olmam üzücü bir durum tabii. :3 Şimdi daha çok korku türünden bir şeyler okumak istiyorum. Roman yerine öykü tercih ediyorum hatta daha bugün İdefix'ten dört kitap sipariş ettim. Geldikleri zaman yazısını gireceğim. =)


Diğer alışverişimi İlknokta'dan yaptım. İlk defa bu siteyi kullandığım ve hakkında olumsuz birkaç şey duyduğum için almasam mı dedim ama Yabancı Yayınları zaten kendi markalarından biri olduğundan sıkıntı çıkmaz diye düşündüm. :3 Nitekim kitap elime sorunsuz ulaştı. Kargo takip numarası vermemeleri dışında memnun kaldığım bir site. Bu alışveriş tek kitaplıktı, şu an okuduğum Kan ve Tuz'u aldım. Kitap korku- romantik türlerinde, amerikan yerlisi bir kabilenin şaman ritüelleri hakkında. Konu o kadar çok ilgimi çekti ki ön siparişe düşer düşmez sepete ekledim. Kan ve Tuz isminin hakkını vermesi umuduyla başladım. Başlangıcı klasik ergen kitaplarının dışına çok çıkmayan cinsten olsa da şu an gayet güzel ilerliyor. Neler olacağını merak ederek okuyorum, incelemesini mutlaka gireceğim. 


Son olarak hepsiburada.com'dan aldığım hesapta olmayan iki kitap var. Anneler günü hediyesi bakarken kitaplarda indirimler nasılmış diye biraz bakınırken denk geldim. Zamanın Kısa Tarihi Ukitap'ta istek listemdeydi zaten. Bu arada almak istediğim kitapları hatırlamak için arada Ukitap istek listeme girip bakıyorum. Hepsi orada olmasa da hatırlamak açısından çok işime yarıyor. :D Kendime not, yakında Ukitap ile alakalı yazı gireceğim. Bilimsel araştırmalara meraklı olmayan yoktur diye düşünüyorum. Stephen Hawking'in kitaplarını çok merak ediyordum, iki tanesin edinmem güzel oldu. =)

Yazının sonuna geldiğime göre gidip Kan ve Tuz'a devam edebilirim. Bu arada Kütüphanemden Kitap Manzaraları'na özel not, Kan ve Tuz düzeldi iyi ki listenden çıkarmamışsın. =D Herkese iyi akşamlar, iyi okumalar. =)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...